Nicole

24 May

Eveeeeeet…. Yazının başında açık açık söyleyelim, bu haftaki restoran incelememiz biraz üst-orta sınıf, biraz AB grubuna hitap ediyor.  Eğer Akasya Durağı’nın sıkı takipçilerindenseniz, gastronominin uzay biliminin bir dalı olduğunu düşünüyorsanız hemen şu an bu yazıyı okumayı bırakın ve gündelik hayatınıza devam edin. Ama vay efendim gurmelik benim göbek adım diyorsanız bu yazı tam size göre. Okumaya devam.

Sizler için hiçbir masraftan kaçınmayarak Istanbul’un yükselişe geçen “fine dining” piyasasına balıklama dalmaya karar verdik. Peki fine dining nedir? 8-9 farklı yemekten oluşan bir tadım menüsü, her yemeğe eşlik eden ve somöliyelerin tanıttığı farklı şaraplar, paçalardan akan elegans ile gastromonik bir deneyimi yarı-astronomik fiyatlara sunan restoranlar olarak özetleyebiliriz. Tadım menüsü dediğimiz de bir nevi “little little into the middle“ın havalı hali.

İstanbul’un yeni ancak kalıcı gözüken fine dining restoranlarından Nicole’ün şefleri Kaan Sakarya ve Aylin Yazıcıoğlu, galatasaray lisesi, boğaziçi, cambridge gibi anahtar kelimeler içeren parlak bir akademik kariyerin ardından Vedat Milorsel bir hareketle kendilerini yemeğin büyülü dünyasına atmışlar, iyi de yapmışlar. Zaten akademinin ne hayrını gördük şu güne kadar, gastronomide hiçbi şey olmasa karınlar doyuyor.

Menüdeki en “kapsamlı” seçimler olan uzun tadım menüsü ve şarap yolculuğunu ısmarladık. Aslında à la Carte menülerinden bir yemek seçip bir kadeh şarapla buradan mutlu ayrılabilir, bizim gibi çoluğun çocuğun rızkını da yemeğe gömmemiş olursunuz. Ama biz öyle yapmadık..

Ismarladığımız uzun tadım menüsü dahilinde badem çorbası, salatalıklı yengeçli gaspacho, taramasalatalı jumbo karides, limonlu minekop balığı, füme dilli dana biftek ve tarçınlı pirzolayı bir güzel löpürdettik. Tabii bunların hepsi tadım boyutlarında geldi sevgili takipçilerimiz; her ne kadar öyle duyulmasa da insani miktarda yedik. Aslında Nicole’e gitmeden bu yediklerimizin hepsini sizler için fotoğraflamayı planlıyorduk ama gerek ortamın elitliği, gerekse içtiğimiz dokuz kadeh şarap planlarımıza ket vurdu.

Tatlı olarak da patisserie uzmanı Aylin’in hazırladığı keçi sütü dondurmalı çilekli crumble (tereyağlı bisküvimsi tabanlı çilek soslu çilek?) ve çikolatalı muslu gofretimsi bir şeyler yedik. Tatlı faslı o esnadaki promilimiz yüzünden biraz muallakta olsa da tüm yediklerimiz gibi tatlıları da aşırı fazla beğendik.

Neyse sevgili takipçiler, zaten şu noktaya kadar yeterince antipatinizi topladığımı düşünüyorum, o yüzden  burada bitiricem. BULAN VAR BULAMAYAN VAR SONUÇTA!!1! Yemekler, manzara, şaraplar, atmosfer, her şey çok iyi ancak çoğu güzel şey gibi pahalı. Özel bir gün ya da kutlama için para biriktirilip ya da ayakkabı kutuları karıştırılıp gidilebilir. (giderayak hükümet eleştirimi de yaptım).

Nicole
Boğazkesen Cad. Tomtom Kaptan Sok. No: 18 Beyoğlu / İstanbul

+90 212 292 44 67

Kısa tadım menüsü 130, uzun tadım menüsü 160 törkiş lira, içki dahil değil.(evet, kişibaşı)

Mutfaktan bir kare

Mutfaktan bir kare

Asuman

19 May

Geçen haftaki yazıda verip veriştirdiğimiz, adeta lise tuvaletinde ‘silcen kızım onu feysten!!’ diye azarladığımız Tandoori hadisesinden sonra, İstanbul’da örnekleri az bulunan etnik mutfaklara bir şans daha vermeye karar verdik. Bu karar bizi tabi ki şehrimizin en bir kozmopolit, etniklikte her saniye yeni çığırlar açan nadide semti Aksaray’a sürükledi. Güneşli bir Cumartesi gününü geçirmek için daha iyi bir seçim herhalde yapılamazdı. Otobüsten indiğimiz anda duyduğum Arapça, gördüğüm Afrikalı abiler ve Rusça tabelalarla Aksaray adeta bana ‘al sana etnik!’ diye bir tokat çarptı. Semtin bu multi-kulti bayrağını yıllardır gururla taşıyan Vivaldi Türkü Bar’a da sonraki yazılarda yer vermeyi umuyorum.

Gelelim gezinin hedefi İran lokantası Asuman’a. İran yemeği deyince aklınıza ne geliyor? Benim pek bir şey gelmiyordu; fakat bir takım safranlı, şam fıstıklı, güllü müllü yemekler olacağını tahmin ediyordum. Ana caddenin hemen üstünde, göze pek çarpmayan lokantaya adımımı attığımda iki şey fark ettim: burunda keskin bir tereyağ kokusu, kulaklarda ise derin bir sessizlik. Ufak dükkanda oturan iki masadan yükselen Farsça ses miktarı bana anaokulunda duyduğumuz saçmasapan ‘küçük harflerle konuşun’ tembihini hatırlattı. Adeta Aksaray’dan çıkıp floresan ışıklı yeşil bir tüpün içine girmiştik.

photo 2

Masaya yerleşip sesimizi kıstıktan sonra yemek seçmeye koyulduk. Önden söylediğimiz ‘cevizli mast o khiyar’ adından da anlaşılabileceği gibi cevizli ve hıyarlı bir başlangıç yemeği. Cacık üstü kuru üzüm-ceviz ve gül tozumsu bir pembe serpintiyle servis ediliyor, benim gibi tatlı-tuzlu karmaşasına kucak açan biriyseniz seversiniz. Dört TL.

adeta Nizam'da sütlaç

adeta Nizam’da sütlaç

Ana yemeklerden koca bir tabak pilavla servis edilen ‘khorak koubideh’ bana Adana kebap tipli dev bir İnegöl köfte gibi geldi desem umarım kötü anlaşılmaz. Zaten bu gibi etler pek benim kalemim değil. Diğer ana yemeğimiz olan ‘bakla pilav’ ve ‘ghorme sebzi’ ise tam benlik. Güleryüzlü şefimizin anlattığına göre Türkiye’de kullanılmayan yedi çeşit otla yapılan kuşbaşı etli sulu yemek ‘ghorme sebzi’ güzel bir kış yemeği. Racon bu yemeğin ekşili suyunu pilava katık etmek olsa gerek. Baklalı ve dereotlu pilav da süper bir ilkbahar yemeği, bu iki mevsimsel tatla İran’da altı ay geçirmiş kadar oldum. Dört mevsimi tatmak için ise adres ilk paragrafta gizli (kih kih kih.)

Durum bu

Durum bu

Açık ayrandan dahi zerre kadar hazzetmeyen ben, şefin ‘İran ayranı ister misiniz, normal veya gazlı’ sorusuna ‘Gazlı!!’ cevabını şak diye yapıştırdım. Maksat deneyelim, görelim. İnanır mısınız, gazlı ayran epey de güzel çıktı. Ekşi ve sodalı yayık ayranı düşünün. Yani ilk yudumda hafif bir limonlu Fanta hissiyatı, sonra tuz, yoğurt falan derken mideyi mi rahatlatır uykuya mı daldırır ne yapar bilemeyeceğim bir içecek. Deneyiniz.

Sonuca gelirsek, limon şekeriyle servis edilen çay ve kişi başı 25 liralık hesapla keyfimiz gayet yerindeydi. Yan masaya gelen Türkler ve çalan Farsça müzikle kütüphane sessizliği de biraz bozulmuştu. Asuman Restoran, aşırı sembolik İran filmlerinden çıkma dinginliği, yarı-tanıdık yemekleri, Türkçe bilmeyen kibar garson ve güleryüzlü aşçısıyla artı puanları topladı. Tekrar görüşmek üzere Aksaray, hodafes!

Kırtasiyenin üstü, klimanın altı

Asuman, yap bir pansuman – Mirkelam

 

Atatürk Bulvarı no. 158 Aksaray

0212 511 2737

Tandoori

12 May

Sindirim sisteminizin son halkasına kadar yanacağınız acılıktaki dünya mutfağı yemeklerini denemek ister misiniz? Evet dediğinizi duyar gibiyim. Öyleyse Tandoori tam size göre! Birkaç yıl evvel Akaretler’deki eski yerinde ziyaret ettiğimiz bu hint lokantasını, bakalım bunca yıl aradan sonra hala siparişleri 7 saatte mi getiriyorlar acaba diyerek yeniden ziyaret ettik ve Tandoori yine bizi şaşırtmadı.

Ağır kanlılıkta çığır açan garsonları, aşçısı, komisi ve mekan sahibiyle sabrımız sınandı; Apple’dan Windows 98’e geçiş yapmış gibi afalladık. “Biz metropol insanıyız kardeşim, yapacak işlerimiz var! Daha kendimizi bitirircesine çalıştıktan sonra varoluşsal boşluğa düşüp yemek kursuna kaydolucaz!!”  diye söylenirken ısmarladığımız popadomlar geldi. Bilmeyenler için açıklayalım, popadom dedikleri yağlı ve tuzlu ince cips formatında yuvarlaklar ve yanında gelen yoğurtlu sos, mango reçeli(chutney), soğanlı sos ve fesleğenli sosla servis edilen bir çeşit hint mutfağı aperatifi. Yani yağlı ve tuzlu doğası itibariyle risksiz ve kötü hazırlaması gerçekten çaba isteyen bir yemek. Ama Tandoori bu konuda da zoru başarmış.

Atmosfor (genel)

Atmosfor (genel)

Üniversitede öğrenciyken hint restoranında garsonluk yapmış biri olarak(#OtoriteFigürü) ; gelen soslardan sadece birini daha önce hint mutfağı kapsamında gördüm. Diğer ikisi ise kahvaltılık ezme ve ne olduğunu anlayamadığımız bir sebzenin turşusu olarak masamızı süsledi. Popadomlar da mikrodalgada ısıtılmaktan yavşamıştı.

Ana yemek olarak karidesli ve tavuklu “Tandoori Special” çorba ve karışık sebzeli korma ısmarladık. Korma lezzetliydi ve otantik bir hint güvecinde servis edildiğinden sunumunu da beğendik. Çorba içinse lezzetli kelimesini kullanmak biraz iddialı olabilir ama içerken sanki sağlıklı bir şey yapıyormuşuz gibi hissettik ki bu da iyiye işaret (galiba?). Fiyatlara gelince  karışık sebzeli korma 20 lira, çorba 10 lira, mango lassi (lassi:bir nevi hint milkshake’i) 7 liraydı. Popadomların tanesine de içimiz acıyarak 3 lira verdik.

Çok aç olduğumuzdan birazını yediğimiz popadomlar (tavır koyamamak)

Çok aç olduğumuzdan birazını yediğimiz popadomlar (tavır koyamamak)

Bu mekanımızın biraz fazla üzerine gittim gibi hissediyorum. Ben meslek lisesindeki acımasız çete lideri alpha female; tandoori de tuvalete götürüp tehdit ederek ağlattığım sessiz kız gibi oldu. O yüzden biraz da olumlu özelliklerinden bahsedelim.. Dekorasyon, yemeklerin sunumu, çalan müzikler kombinasyonuyla belli bir otantiklik seviyesi oturtulmuş. Garsonları da Hintliye benziyorlar(gerçekten öyleler mi bilmiyorum)  ve Türkçe bilmiyorlar . Onlarla bir türlü anlaşamama hali de otantikliğe katkıda bulunuyor diyebiliriz. Belki bir hint teması dahilinde (mesela bir bollywood filmi izleyip burayı ziyaret etmek) keyifli olabilir. Gidin gidin hadi fena diil. Hiçbir yerin ticari hayatını bitirmek istemeyiz. On üzerinden slumdog millionaire veriyoruz.

Ben ve Tandoori (temsili)

Ben ve Tandoori (temsili)

Adres: Çırağan Caddesi 49/1 Beşiktaş/Istanbul 
Telefon: (0212) 227 0737

Aret’in Yeri

8 May

Samimi/salaş meyhanelerde ödenen hesapların lüks restoran hesaplarına giderek yaklaştığı şu vahim günlerde(bkz: Akın Balık) ; salaşlığın, samimiyetin yanında  uygun fiyatların da varolduğu nadir yerlerden  biri Aret’in yeri.  İstanbul’da yaşayan yabancıların uğrak mekanı olduktan sonra rezervasyonsuz yer bulmanın imkansızlaştığı Çukur Meyhane’nin eski çalışanlarından Aret’in açtığı meyhanenin mezeleri Çukur’un mezelerinin çıkışına gidip onları bir güzel dövebilecek lezzette. Türkü barların merkezi Hasnun Galip sokaktaki bir binanın birinci katında, pek beklenmedik bir lokasyonda olan meyhaneye gittiğimizde pancar turşusu, mantar sote, patlıcan ezmesi, közlenmiş biber, narlı maydanoz salatası ve midye dolma ısmarladık. Mezeler hem çok taze, hem çok lezzetli hem de büyük porsiyonluydu. Her meze 6 törkiş lira, büyük bir kadeh Amadeus Chardonnay beyaz şarap 10 törkiş liraydı. Cumartesi akşamı gitmemize rağmen fuhuşsal bir kalabalığı olmaması; arkaplanda çalan Radyo Nostalji müzikleri ve hasret kaldığımız iki haneli hesaplarıyla yüzümüzü güldüren Aret’in Yeri’nin hiç bozmamasını, gereksiz polemiklere girmemesini ve  yaptığı işlerle gündeme gelmesini temenni ediyoruz..

 

Adres: Katip Mustafa Çelebi Mahallesi, Hasnun Galip Sok. No:23 Kat:1 

Telefon: (0212) 292 1010

 

Image

P.F Chang’s

5 Jul

Düşündük taşındık…Milletçe birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde nereye gitsek insanların sinirini bozar, antipati kazanırız diye kafa patlattık ve tüm oklar P.F Chang’s i gösterdi..

Başlangıç olarak dynamite shrimp ısmarlandı. Bu antre buranın spesyaliymiş, yemeden gitmemek lazımmış diye duyduk ama kendisi özünde fritözde kızartılıp mayoneze bulanmış karides parçaları, hatta daha da ileri gitmek gerekirse KFC’nin allanıp pullanmışından ibaret. Kusura bakmayın da o kadar yağa babamı bulasanız o da lezzetli olur sevgili pi.ef.

Ana yemek olarak crispy honey chicken ve karidesli asian chopped salad yedik. Üç yemekteki mayonez oranı da gerçekten göz doldurdu ve allah heinzın belasını versin dedirtti. Kısacası burayı pek beğenmedik.

Ama siz yüksek dozda yemek fotoğrafı çeken kız, birbirini süzen insan ve kurumsal kibarlığa hasretseniz hiç durmayın koşa koşa gidin. Özellikle eğer Boğaziçi’nde okuyorsanız ve tüm okulun size kıl olmasını istiyorsanız Nispetiye Caddesi’ndeki lokasyonuyla bu restoran son derece ideal. O fakir okul arkadaşlarınız börekçide takılırken siz enternasyonel ve vizyonlu tercihini yapın. Unileverdeki yaz stajınıza P.F Chang’s çok yakışacak..

Menüdeki en ucuz yemek: Dumplings 14 tl

Menüdeki en pahalı yemek: Oolong marinated Chilean seabass 86 tl

Adres: Etiler Mah. Nispetiye cad. No: 94   34337  Beşiktaş/ Istanbul

Image

fotoğraf çekilmeyi unuttuk ama vallahi gittik.

5. Kat

1 Jul

Baby I’m not gonna diren tonight….

Uzun bir aranın ve zabilyarlarca ülkesel badirenin ardından yersiz mekan incelemelerimizle yeniden karşınızdayız!! Takdir edersiniz ki direnişçilere kapılarını açmayan mekanlar, yandaş mekanlar, Ferit’in mekanları, monogamiye inanmayan mekanlar derken boykot ettiğimiz yerlerin sayısı çığ gibi büyüdü.  Biz de konjonktüre yamuk yapmayan yerler arasından ziyarete değer olarak Cihangir’deki 5. Kat’ı seçtik.

5. kat, birer akşamüstü içkisi almak ya da pazar kahvaltısı yapmak için ideal. Mükemmel bir Haliç ve Boğaz manzarasına sahip. Fiyatlar Cihangir standartlarının biraz üzerinde olsa da manzarası göz önünde bulundurulduğunda verdiğiniz paraya o kadar da acımıyorsunuz. Yine de bi simit yiyip giderseniz hiç olmazsa açlığınızı bastırır.

Restoran gece belli bir saatten sonra külkedisi misali kulübe dönüşüyor. Ancak enteresan bir biçimde kulüp restoranın olduğu beşinci katta değil de aynı apartmanın giriş katında konuşlanmış. Ya da bizi beğenmedikleri için üst kata almadılar, bilemiyoruz…

Menüdeki en ucuz şey: Beyaz Peynir Tabağı 15 tl

Menüdeki en pahalı şey: Kuzu İncik 58  tl

Adres:Soğancı Sokak No: 7 Kat 5 Cihangir İstanbul

Eqip ayıqss..

Eqip ayıqss..

Hayalperest

23 Sep

Shaft’ın sokağı yeni barlar sokağı diye bir tweet okudum geçen. Gelişimine tanıklık ettiğim bir sokaktı ama bir süredir ayık kafayla gidip gözlem yapamamıştım. Çünkü o sokak Shaft’ın sokağıydı ve içip gidilen bir sokaktı. Neyse bu tweetten de biraz gaz alarak, arkadaşlarla oluşan “nerde otursak abi” sürecini OSMANCIK Sokak’a gitme kararıyla hızlıca geçirdik.

Aylardan eylül, günlerden çarşamba idi. Saat 21:00’a yaklaşıyordu. Sokağın başında belirdik. Ben biliyordum zaten ve epeydir böyle ama bilmiyormuşum gibi anlatıcam, sokağın başına geldiğimde sokağı Efes’in satın aldığını gördük. Osmancık Sokak bir Efes Sokağı olmuştu.

Efes Sokağı: Bir sokağın efes sponsorluğu işgaline uğradığının resmiyete döküldüğü sokak

Karşılıklı mekanlar ve önlerindeki masalar yüzleri tebessüm eden insanlar ile doluydu sokak. Oturacak yer kolladığımız için tembel adımlarla ilerlerken etrafı gözleme fırsatını edinmek benim adıma büyük şanstı. Mekanların yapımında klavyedeki CTRL (Control), C ve V tuşlarının kullanılmışlığı dikkatimi çekti. Dolayısıyla rastgele bir masaya oturduk. Masanın hangi mekana ait olduğunu anlamam için düşünmem gerekti. Beni bilenler bilir, çok düşünmeyi sevmem. Neyse mekanın adı Hayalperest. Önü masa sandalye ikilisi ile donatılmış. İçerisi epey kocaman, bahçesi var. Fiyatlar her zamankinden farksız…

Sokağın hemen ortasındaki mülayim kokoreççi’den yükselen o malum koku bütün sokağı sarıyordu. İşte alkol alanlar için en büyük tehlikelerden biri; yemek kokusu. Zaten içiyoruz, kalori alıyoruz. İçerken de zaten acıkıyoruz (nasıl bir sistem bu bunu başka bir yazımda değerlendireceğim). Sokağı saran yemek kokusu Osmancık Sokak’ın en büyük dezavantajlarından biri, belki de avantajı, bilemedim.

sokağın reklam yapmayan fotosunu buldum.

Sonuç olarak Osmancık Sokak diye bir sokak var ve epey canlı gözüküyor. Kadife Sokak’tan sıkılanlar veya alternatif arayışlarda olanlar için fena olmayan bir opsiyon. İleride daha da popüler olabilir. Arkadaşlarınıza zamanı geldiğinde hava atmak için “hee, ben biliyorum orayı” diyebilmek için bu sokakta biraz takılabilirsiniz ve Hayalperest de bu işe uygun mekanlardan biri.

Adres: Osmanağa Mah. Osmancık Sok. No:5 Bahariye Kadıköy İstanbul

Bej

22 Sep

Uzun zamandır yazmak istediğimiz bu harika mekan, yavaş yavaş keşfedilmeye başlamış Karaköy’ün yeni incisi. Çok yeni değil gerçi ama biz tembelliğimizden yeni yazabildik. Somon sashimiden ayşe kadın fasulyeye, teriyaki tavuktan şakşukaya uzanan geniş bir meze ve yemek menüsü var. 72 milletten yemek almışlar adeta.

Burdaki her şey çok tatlı düşünülmüş. Soda istiyosunuz içinde bi dilim limon ve portakalla geliyo, kahvenin yanında bademli kurabiye veriyolar, sanki çok tatlişko bi sevgiliniz varmış da size yemek hazırlıyomuş, içine de sevgisinden katıyomuş gibi hissediyosunuz. Meze olarak yaprak sarmalarını, içecek olarak da Ancyra-Kalecik Karasını tavsiye ediyoruz naçizane.

İçinde aynı zamanda Kağıthane adında hipster bi defter dükkanı var bejin. Ama biz migrosta 50 kuruşa otuz yedi ortalı one direction defteri varken üç sayfalı üzerinde kırmızı caps lock harflerle WARUM? yazan deftere o kadar para vermeye anlam veremedik. Alın van dayrekşını,torunlarınıza bile yazdırırsınız.

Yemek fiyatları: 14-25 tl arası.

Adres: Kemankeş Caddesi Fransız Geçidi No.11

Odakule’nin Hemen Arkasındaki Otoparkın Önündeki Merdivenler

7 Sep

Buraya yolumuz arabasına gelecek bir arkadaşı beklerken düştü. Merdivenleri gördük ve kalçalarımızı rahatlatma amacı ile oturduk. Ortam çok ilginç. Bir amca şarkılar çığırıyor, yanındaki 3-4 genç de zaman zaman eşlik ediyor zaman zaman kendi arasında konuşuyor. Amcadan şarkı istediğimizde “çok para isterim, o şarkı çok pahalı” gibi cevaplar aldık. Profesyonel bir merdiven şarkıcısı amca. Çok net de hatırlamıyorum. Buranın bir artısı var o da, amca çok çığırdığı için yoldan geçen insanlar sizin bulunduğunuz tarafa dönüp bakıyor. Bu beni epey memnun etti, gecenin kahramanı gibi hissettim kendimi. Bir anda ilgi odağı olmuştum, güzel bir andı…

temsili fotoğraf

Orada sonuçta merdivenler var, bazen oturasınız gelebilir tabii olarak ama ben pek önermiyorum. İlk 2 dakika güldük sonrası pek iyi değildi. Belki bir 90 saniye oturup soluklanılabilir sonrası gereksiz. Kadınların ise daha temkinli davranmalı, bir güvence vermiyorum.

Mask Live

7 Sep

Taksim’e gidenler bilir, tüm gece tek bir mekanda geçirilmez. Atalarımızdan süregelen bir kuraldır bu, aksini gerçekleştirmek büyük tabudur. Geceyi bir mekanda geçirmeye kalkan son 2 kişinin 1972 yılında yakılarak cezalandırıldığı bile konuşulmaktadır.

Hal bu iken biz de gece boyunca mekanlar arası trafiğe dahil olmak zorunda kaldık. Bu trafiğin son durağı bir arkadaşımızın bizi sürüklediği Mask adlı bir yerdi. Kapıdan içeri girdiğim an anladım ki ben daha önce üniversite yıllarımda buraya gelmiş ve o dönem ünlü olmaya çalışan birinin (valla adını hatırlamıyorum) konserini dinlemek zorunda kalmıştım. Aslında bunun pek bir önemi yok.

Beleşe el kol sallayarak girdiğimiz kapıdan içeriye ulaştığımızda mekanın bir perşembe gecesine göre epey boş olduğunu gözlemledik. Bu bizi rahatsız etmedi, zaten kalabalık değildi aradığımız… Ankara da popüler olmuş bir grubu dinleme gayesi güdüyorduk. Aslında birimiz güdüyordu ve diğerlerine baskı yolu ile aynı amacı güddürüyordu ama olsun.

Neyse, mekana biraz daha insan gelmesiyle beraber konser başladı. İnanılmaz güzel sesli ve süper enerjili bir kadın sekiz kişilik bir grupta vokal olarak görev yapıyordu. Underdog olarak sahneye çıkan bu grup açıkçası beni ve çevremdekileri etkilemeyi başardı. Onların performansı, bu performansa ev sahipliği yapan Mask’a benim gözümde artı kazandırdı ki bence artık ben Türkiye’de önemli bir otoriteyim. Benden alınan artı boş bir artı olmaz.

Grubun adı Funk Alaturka. Adından da anlaşılabileceği üzere sentezli bir müzik yapıyorlar. Yerli yabancı çalıyorlar ve epey iyiler. Her Perşembe çıkıyorlarmış. Ölü perşembeleri şenlendirmek için epey uygun, öneriyorum.

İçeride fiyatlar ise gayet makul diye tahmin ediyorum. Birayı arkadaşım aldı sağolsun ama bir serzenişte bulunmadığına göre ucuzdur. Ortam ise belki de çok kalabalık olmadığı için bilemiyorum ama epey geniş ve rahattı. Dansedilebiliooo.

Mask İyi Peki Ya Çevresi?

Mask’ın bulunduğu sokak alemin en sevilen sokağı desem yalan olur. Eskiden o sokağın sonunda ucuz bir Çiço vardı, bulunurduk. Hala o Çiço var ama ucuz özelliğini kaybettiği için biz orayı gömeli 2 yıl oluyor. Çiço acaba yan sokakta mıydı, bak bunu da unutmuşum… Neyse, onun dışında sokağın hiç bir özelliği olmadığı gibi Mask’ın hemen yanındaki yer pek tekin bir yere benzemiyordu. Hava almak için dışarı çıktığımızda biraz gerildik açıkçası. Adını 50 promil civarında seyrettiğim için hatırlayamıyorum ama tedirginlik verdi. Onun dışında da sokak pek iyi sinyaller vermedi. Sokaktan etkilenmedim, ha daha önce hangi sokaklardan etkilendin derseniz de bir şey diyemem.

adres: İstiklal Caddesi Bekar Sokak No: 10 Beyoğlu

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.